Hisarönü’nden Marmaris’e Seyir Defteri

Bir önceki yazımda tekne turumuzla ilgili pratik bilgileri verdikten sonra şimdi rahatça Selimiye ve Bozburun’u da içeren tekne gezimizi anlatmaya başlayabilirim sanırım.

bozburun1

1. Gün

Daha öncede bahsettiğim gibi teknemize Turgutköy’de kavuştuk, biraz erken geldiğimiz için ve henüz market alışverişlerimiz tekneye yerleşmediği için hemen teknemizin yanaştığı iskelenin başındaki ufak restoranda öğle yemeğimizi yedik. Bizim için daha pratik olamazdı, güzel gölgelikli bahçesi olması da süper oldu.

galipnur

Teknemize yerleşir yerleşmiş doğruca Hisarönü’ndeki İnbükü Koyu’na gidip demirledik ve kendimizi muhteşem Ege sularına attık. İnbükü aynı Göcek koyları gibi yemyeşil bir koy. Geceyi de burada geçirdik ve ilk geceden itibaren çoluk çocuk hepimiz dışarıda açık havada  yattığımız için bol bol gün batımı ve gün doğumunu izledik. Sabah uyandığımızda cırcır böceklerinden başka hiç bir sesin olmaması nasıl harika bir duygu anlatamam!

inbukusunrise

2. Gün

İkinci gün bir süre Datça yarımadasının güneyinde yol alıp (ki bu arada Türkiye’nin en lüks ve aynı zamanda da en güzel otellerinden D Hotel Maris’i de görme fırsatımız oldu), Dişlice Ada’da yüzme molası verdik. Ada aslında birkaç kayalıktan oluşuyor ama denizi eşsiz bir güzellikte.

dislice

Akşamüstü rotamız Selimiye yönündeydi, sıcakta gezmek istemediğimiz için akşam 7 civarlarında Selimiye’ye yanaştık ama yine de gezerken sıcaktan aşırı derecede bunaldığımızı belirtmeliyim..

Selimiye

Selimiye bence Ege’deki en şirin kasabalardan bir tanesi. Biraz Alaçatı havası var ama daha otantik, daha el değmemiş ve tabii bir de deniz kıyısnda.

selimiye3

Her yıl birbirinden daha şirin dükkanlar, kafeler ve restoranlar açılıyor ama yine de 10 yıl önce ilk geldiğimdeki havasını koruyor diyebilirim. Sahil boyunca uzanan yürüyüş yolu da çok keyifli…

selimiye2

Dedim ya biz tekne ile geze geze deniz konusunda çıtayı biraz yükselttik ama Selimiye koyu kapalı bir koy olduğu için ve çok tekne geldiği için özellikle çarşısının olduğu bölgede maalesef deniz çok temiz gelmiyor bize… Tabii yine de koyun diğer yerleri deniz açısından da gayet güzel. İkinci gecemizi Selimiye açıklarında karaya yakın bir noktada geçirince de sabah güneşin ilk ışıklarıyla beraber horoz, keçi ve oğlakların senfonisiyle uyandık ve Selimiye’nin hala bir köy olduğunu hissetmekten bir kez daha çok mutlu oldum!

Yeri gelmişken Selimiye ile ilgili mekan tavsiyesinde de bulunmak istiyorum. Tabii ki öncelikle Sardunya! Bu kez gitmek için fırsatımız olmadı ama birçok kez geldiğimiz için biliyorum ki tam bir balık ziyafeti çekmek için ideal. Bir de şirinliği ile mutlaka dikkatinizi çekecek olan hem kafe hem de dükkan olan Cafe Ceri‘ye uğramalısınız, ev yapımı mis gibi tereyağlı lezzetlerini de tatmalısınız.

selimiye1

3. Gün

Sabah erkenden bu kadar medeniyet bize yeter diyerek doğruca Selimiye Koyu’nun çıkışındaki Kameriye Adası’nın yolunu tuttuk. Yine çok güzel bir deniz ve çok güzel bir doğa bizi beklilyordu ama bir de artısı vardı: Bozuk Kilise

bozukkilise1

Bozuk Kilise

Kameriye Adası’nda halk arasında Bozuk Kilise denilen Bizans döneminden kalma, harabe şeklinde bir manastır var. Aslında restore edilmesi ve turizme açılması için bir takım kararlar alınmış ama hiç biri henüz gerçekleşmemiş.

bozukkilise2

Yine de bu haliyle bile birçok ziyaretçi alıyormuş. Hatta Yunan Adaları’ndan kaçak gezmeye geliyorlarmış. Tabii benim gibi gezgin ve kaşif bir ruhun Manastır’ı keşfe gitmemesi düşünülemezdi. Bizim gruptan aynı kafada bir arkadaşım ve 6 yaşındaki kızı da bana eşlik etmeye karar verince, kaptan bizi Ada’ya bıraktı, biz de çalı ve kayaların arasından ufak bir patikayı tırmanarak Manastır’a ulaştık. Manastır’ın çevresindeki yapılar yıkılmış ama kendisi ayakta duruyor. Küçük bir yer tabii.. Konumu ve manzarası ise şahane. Zaten yabancılar için düğün turizmi planlanıyormuş, gerçekten de çok güzel olurdu hayal edebiliyorum. Mozaik taşlarla döşenmiş küçük bir avlusu, avlunun ortasında da asırlık bir zeytin ağacı var. Ağaç ziyaretçiler tarafından dilek ağacına çevrilmiş, süslü püslü çok da güzel olmuş..

bozukkilise3

Yalnız iyi ki de erkenden gitmişiz, daha sonra günlük tekne turları da buraya uğramaya başladı ve Manastır’ın ziyaretçileri arttı.

4. Gün

Dördüncü günümüzün sabahında tekrar Datça tarafına yöneldik ve bu kez amacımız Hurmalıbük’ü görmekti. Fotoğraftan da görebileceğiniz gibi gerçekten de başka hiçbir yerde olmadığı kadar hurma ağacı vardı.

hurmalibuk

Üstelik de bu ağaçlar bu bölgeye has bir türmüş. Koy güzel bir koydu ama maalesef rüzgarın yönü yüzünden deniz biraz kirlendiği için burada fazla vakit geçirmedik ve Bozburun’a geri döndük.

Günümüzün geri kalanını Selimiye ve Bozburun arasındaki muhteşem koylarda geçirdik ve şimdiye kadar gezdiğimiz tüm koylar arasında en çok bu bölgeyi beğendik.

dirsekbuku

Özellikle Dirsek Bükü, Kocabahçe ve Kuz Bükü’nü mutlaka görmelisiniz. Buralara karadan ulaşım yok ama camping tarzı ya da pansiyon tarzı çok minik konaklama yerleri var.

kuzbuku

5. Gün

Beşinci günümüzü de yine çok beğendiğimiz Bozburun koylarında geçirdikten sonra akşama doğru Bozburun merkeze yakın bir noktaya demirledik ve yine sıcak olmasın diye güneşin batmasına yakın motorla Bozburun merkezi dolaşmaya gittik.

Bozburun

Bozburun da Selimiye gibi tam bir küçük sahil kasabası… Denizin kenarından araba yolu geçtiği için Selimiye kadar şirin değil ama korunmuşluğu ve sakinliği çok güzel. Çarşı kısmı yine denize girmek için çok ideal değil. Koyun çıkışında eskiden Sabrinas Haus’un tek başına olduğu bölgede ise birbirinden güzel butik oteller açılmış. Tekne tatiline çıkmış olmasaydık, Bozburun’da kalmak isterdim…

bozburun2

6. Gün

Tekne’den Marmaris’de ineceğimiz için artık bir miktar yol almamız ve Marmaris koyunun girişine ulaşmamız gerektiği için bugün kendimize göre uzun bir yol yaptık ve Bozburun yarımadasının en uç noktasını dolaşarak ve uzaktan Simi’ye el sallayarak Bozukkale’ye ulaştık. Buraya Bozukkale denmesinin sebebi ise antik çağlarda burada bulunan Loryma adlı kentin surlarının kalıntılarının olması… Bozukkale’de karada yemek yemek isteyenler için de 2 tane işletme bulunuyor.

7. Gün

Son günümüzde artık Marmaris Koyu’na ulaştık ve önce çocukları eğlendirmek için Çiftlik Koyu’na uğradık. Çiftlik, diğer gittiğimiz koylara göre hareketli bir yer. Karadan ulaşım da var. Burada Bir Küçük Gezgin haricindeki çocuklar hamburger/banana tarzı şeylere bindiler. Zaten en küçük bizimkiydi, hem kendisi istemedi hem de ben birbirlerine kolları bacakları çarptığı için istemedim.

ciftlik

Daha sonra da Çiftlik Koyu’nun denizini o sırada pek beğenmediğimiz için Marmaris’deki favori koyumuz Kargı Koyu’na geçtik. Daha önce bu yazımda 1 Mayıs’da bu koyda denizin güzelliğine dayanamayıp kendimizi buz gibi suya attığımızı anlatmıştım.

kargi

Gecemizi ise merkeze yakın olmak için Cennet Adası’nda geçirdik. Maalesef gördüğümüz en kirli deniz de burasıydı, yakında marina olmasından kaynaklanıyor diye düşünüyorum. Tam olarak ne olduklarını bilmiyorum ama burada halk arasında “deniz biti” denilen birşeyler var, milimetrik elektrik çarpması gibi etkileri oluyor. Burada denize giren küçükten büyüğe herkes aynı şikayetle denizden çıktı…

*** Anne-babalar için tavsiyeler:

Aslında bununla ilgili ayrı bir yazı yazmıştım: Çocuklarla Tekne Tatili

Onun dışında özet olarak bu gezimizdeki tecrübemizde de çocuklar açısından hiçbir problem olmadığı gibi en az bizim kadar eğlenip güzel vakit geçirdiklerini söyleyebilirim. Hepsi birer balık oldular! İstedikleri zaman istedikleri kadar denize girdiler. Suya kıyı yerine derinden girmeyi çok sevdiler. Atlama ve yüzme yarışmaları yaptılar. Teknenin kanosuna bindiler. Hatta bir ara bebekleriyle derin denizde evcilik bile oynuyorlardı! Tabii yorulduklarında ya da oyun oynarken tutunmaları için mutlaka deniz yatağı, makarna gibi şeyler götürmelisiniz.

cocuklar

Deniz aktiviteleri dışında grup oldukları için oyunlar kurdular. Götürdüğümüz boyama ve aktivitelerle ilgilendiler. Gündüz hazırlanıp, akşam bize konser verip gösteriler yaptılar. Biz de keyifle izledik.

Reklamlar

4 thoughts on “Hisarönü’nden Marmaris’e Seyir Defteri

  1. Artık bebekler büyüyünce bizde bir tekne gezisi yaparız diye düşünüyorum:D Yazı ve fotoğraflar çok güzel bu arada :) Bir tanıdığım bu sene 3 aylık bebekleriyle tekne gezisi yaptılar onlarda öve öve bitiremiyor.

Bir Yorum Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s