Mozart’ın Şehri Salzburg

Daha önceki yazılarımı okuduysanız hatırlarsınız, Viyana ile ilgili yazımın başında anlatmıştım. Avusturya ile ilgili duygularımın nasıl negatiften pozitife hatta sevdaya dönüştüğünü. Salzburg da yine bu görüşlerimi pekiştiren, keyifle gezdiğim bir şehir oldu benim için.

Kayak için bu bölgeye sıkça gitmiş olmamıza rağmen bir türlü fırsat bulup Salzburg’a gitmek resmen kısmet olmamıştı diyebilirim! Bir keresinde Bir Küçük Gezgin ateşlendiği için Kitzbuhel’den Salzburg’a günübirlik gezimizi iptal etmek zorunda kalmıştık. Bir kez de yine Salzburg’u da eklemek istediğimiz Kitzbuhel kayak gezimizi kar yağmadığı için İtalya’ya kaydırmıştık. Tahmin edebileceğiniz gibi bunların hepsinden daha önceki yazılarımda bahsetmiştim, Avusturya ile ilgili tüm yazılarıma şu linkten ulaşabilirsiniz: https://birkucukgezgin.com/category/avusturya/

Salzburg’u yine bu sene gittiğimiz Kitzbuhel kayak gezimizin bir parçası olarak planladık ve sadece bir gün ayırabildik ama doğrusu yeterli de oldu. Daha çok vakit geçirmek isterseniz ya da müzelere daha fazla zaman ayırmak isterseniz rahatlıkla 2 gün geçirebilirsiniz. Salzburg Munich ve güzeller güzeli Hallstatt Köyü’ne çok yakın olduğu için hepsini içeren bir gezi rotası da çok keyifli olur diye düşünüyorum.

Salzburg Mozart’ın doğduğu yer olduğu için Mozart ile özdeşleşmiş bir kent. Tabii ki en çok gezilesi ve görülesi yeri de eski kent merkezi ve burası sizi adeta Mozart’ın yaşadığı zamanlara götüren, romantik, aristokrat ve çok şık bir açık hava müzesi gibi.Tüm eski merkezini rahatlıkla bir günde yürüyerek dolaşmak mümkün. (Yazının ilk fotoğrafında aslında tüm tarihi merkezi görebiliyorsunuz). Birçok Avrupa kenti gibi ortasından nehir geçiyor ve eski kent merkezi nehrin iki tarafına da yayıldığı için nehir kenarı hem çok keyifli hem de çok güzel manzaralar sunuyor. Siz şu fotoğrafı bir de yaz veya baharda yemyeşilken hayal edin…

Salzburg’da Gezilecek ve Görülecek Yerler

Getreidegasse Caddesi

Getreidegasse Caddesi Salzburg’un kalbinin attığı, ikonik ferforje tabelarlala süslü şehrin en canlı alışveriş caddesi. Tamamen yaya yolu olduğu için fotojenik tarihi binaların arasında yürümek çok keyifli. Binaların arasındaki avlu ve pasajları da gözünüzden kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Mozart’ın Evi (Mozarts Geburtshaus)

Mozart’ın doğduğu bu ev Getreidegasse Caddesi üzerinde bulunuyor ve bugün tabii ki de bir müze. Müzede Mozart’a ait eşyalar, ilk enstrümanları ve ailesi ile ilgili dökümanlar sergileniyor. Örneğin Mozart’ın saçını görmek bizim Bir Küçük Gezgin’e çok ilginç geldi. Biz Mozart ile ilgili olarak sadece bu müzeyi gezdik ama sizin özel bir ilginiz varsa, Salzburg’da Mozart’ın hayatı ve ailesi ile ilgili daha bir çok müze ve mekan bulabileceğinizi hatırlatmak isterim.

Salzburg Kalesi

Salzburg kelimesi Salz, yani tuz, ve Burg, yani kale, kelimelerinin birleşiminden ortaya çıkmış. Haliyle Salzburg Kalesi şehrin en ikonik yapılarından bir tanesi ve Avrupa’nın korunmuş en büyük kalesi olma özelliğine sahip. Özellikle müthiş Salzburg manzarası için kaçırmamanız gereken yerlerden biri! Kaleye dik bir yokuş ve merdiven kombinasyonunu çıkmak istemeyenler için de bir füniküler kolayca çıkma imkanı var. Bu noktadan sonrasını size aşağıdaki manzara fotoğrafı anlatmalı diye düşünüyorum.

St Peter Manastırı ve Mezarlığı (Petersfriedhof)

Salzburg Kalesi’ne çıkan fünikülerin hemen yanıbaşında  yer alan St Peter Manastırı ve Mezarlığı da Salzburg’un en ilginç mekanlarından bir tanesi. Manastır çok eski bir tarihe sahip ama özellikle ferforjeleriyle çok şık görünen mezarlık hem çok farklı hem de çok güzel.

Salzburg Katedrali

Salzburg Katedrali görkemli mimarisiyle şehrin silüetine damgasını vuran bir yapı. Zaten ben bu su yeşili kubbeli barok yapılara Viyana’da da hayran kalmıştım!

Sokaklar ve Meydanlar

Avrupa’nın tarihi kentlerini gezerken benim (ve muhtemelen bir çoğumuzun) en çok hoşlandığım şey tarih kokan ama hala capcanlı yaşayan sokaklarda ve meydanlarda dolaşmak, vakit geçirmek, oturup birşeyler içmek… Salzburg Eski Kent Merkezi de böyle işte.

Bir de gezerken illa ki yolunuzu düşüreceğiniz başlıca birkaç meydan var: Mozart anıtının olduğu Mozartplatz, Salzburg Katedralinin bulunduğu Residenzplatz ve üzerinde bir adamın durduğu çarpıcı altın top heykelinin bulunduğu Kapitelplatz. Bu altın toplu heykel 2002 yılında başlatılan bir proje kapsamında meydana yerleştirilmiş. Proje ile 10 yıl boyunca her yıl önemli bir sanatçı davet edilerek Salzburg için ikonik bir eser üretmesi istenmiş ve şehrin çeşitli yerlerine bu heykeller yerleştirilmiş. Tahmin edersiniz ki bu oldukça büyük tartışma konusu olmuş. Sonuçta en fazla dikkat çeken de, en prestijli yeri kapan da bu altın top heykeli olmuş.

Bir de bu meydanların yakınında özellikle önereceğim dar ve çok şirin tarihi bir sokak var: Goldgasse…

Mirabell Sarayı ve Bahçeleri

Yukarıda bahsettiğim yerlerden farklı olarak nehrin diğer kıyısında bulunan bu sarayın kendisini gezmeseniz bile şehrin en güzel parkı olan Mirabell Sarayı bahçesini görmelisiniz. Gerçi biz kışın gittiğimiz için çok sönük bir görüntüsü vardı ama bahar ve yaz aylarında çok renkli ve göz alıcı bir yer olacağına eminim!

Salzburg Modern Müzesi

Bu müzeyi buraya eklememin en önemli sebebi müzenin tepesinin muhteşem bir şehir manzarasına sahip olması. Üstelik buraya çıkan bir de asansör var! Müzeyi gezmek ilginizi çekmiyorsa bile sadece manzara için çıkabilirsiniz.

Salzburg Yeme İçme Notları:

Yukarıda bahsettiğim gibi Salzburg’a daha önce de gitme planları yapmıştık ve tabii ki o zaman da yeme içme araştırmalarımı derinlemesine yapmıştım. Bu kez tekrar baştan araştırmaya başladığımda bir baktım ki tekrar aynı yerler karşıma çıktı! Belirli bir standardı oturtmuş köklü işletmeler böyle oluyor demek ki. Eski listemi  buraya tıklayarak görüntüleyebilirsiniz.

Triangel: Bunların arasından benim tercihim gerçekten herkes tarafında tavsiye edilen Triangel oldu.  Öğleden sonra gittiğimiz için de rezervasyonsuz yer bulabildik, çok kalabalık olduğumuz için ve günümüz çok karışık olduğu için önceden ayırtamamıştım ama şanslıydık! Yemekler gerçekten övüldüğü kadar vardı. Özellikle gulaşını şiddetle tavsiye ederim!

Tabii listeye eklemem gereken birkaç yer daha var:

Sternbrau: Tarihi bira üreticisinin tarihi merkezde yer alan, hem restoran hem de pansiyon olarak işlettiği bir yer burası. Restoranda bira bahçesinden çocuklar için bölüme kadar çok çeşitli alanlar ve yemek menüleri var. Ben özellikle öğle yemeği için tercih edilebileceğimizi düşünmüştüm.

Cafe Bazar: Gidecek fırsatımız olmamış olsa da, araştırmalarım sonucunda benim favori yerim burası olmuştu. Geleneksel bir kafe ama öğle yemeği için de çok uygun.

220° Rösthaus und Café: Salzburg’un en güzel kahvesi, kahvaltı ve brunch için ideal..

Cafe Sacher: Viyana yazımda bahsettiğim ünlü Sacher kekinin yapıldığı Sacher Cafe’nin Salzburg versiyonu. Daha önce denemediyseniz yoğun çikolatalı Sacher kekini denenmesi gerekenler listenize ekleyebilirsiniz.

Furst: Veeee en sona bıraktığım ama Salzburg’un olmazsa olmazı Mozart Çikolatalarının orijinal mekanı. Çikolataya meraklıysanız mutlaka rastalamışsınızdır, şu top şeklinde kırmızılı ambalajı olan ve tüm freeshoplarda olan Mozart çikolataları var ya, onların orijinal üreticisi işte Furst. Bunların ambalajı mavili ve muhtemelen daha pahalı oldukları ve çok sayıda üretilmediği için her yerde bulunmuyorlar. Salzburg’da birkaç şubeleri var. Özellikle Katedrale yakın olanının mutlaka önünden geçersiniz.

 

 

 

 

Bir Yorum Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s